büyük ölçüde

adv. pretty much, in large, highly, on a large scale
* * *
1. substantially 2. to a great extent 3. to a large extent

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • düşman — is., Far. duşmān 1) Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, dost karşıtı Ben ki dans salonlarına, barlara düşman bir adamımdır. S. F. Abasıyanık 2) Birbirleriyle savaşan devletler ve bu… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kanına işlemek — 1) (bir şey) (bir şeyi) aşırı ölçüde benimsemek Kanıma işleyen müzik ateşinden, kurduğum şarkıcılık düşlerinden ne yazık ki söz edemeyeceğim. M. Mungan 2) (bir şey) büyük ölçüde etkisinde kalmak Her şeye karşın iş adamlığı kanına işlemişti. T.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fetüs — is., biy. Embriyonun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • karabaş — is. 1) Rahip, keşiş 2) Bir hücreli özel bir asalağın, hindinin karaciğerine yerleşerek yaptığı, büyük ölçüde ölümlere yol açan kümes hastalığı 3) mec. Evlenmemiş, evlenmek istemeyen erkek 4) bit. b. Ballıbabagillerden, çiçekleri mavi veya menekşe …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kolesterol — is., lü, tıp, Fr. cholestérol Kanda ve büyük ölçüde ödde bulunan, besinlerle alınan sterol, kolesterin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • mikrometre — is., Fr. micromètre 1) Büyük ölçüde büyütme gücü olan teleskop, mikroskop vb. optik aletlerle incelenen nesnelerin oylumlarını ölçmede kullanılan alet 2) Çok küçük uzunlukları ölçmeye, incelemeye yarayan alet 3) mat. Mikron …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • şizofreni — is., tıp, Fr. schizophrénie Gerçeklerle olan ilişkilerin büyük ölçüde azalması, düşünce, duygu ve davranış alanlarında önemli bozulmaların ortaya çıkması vb. belirtiler gösteren bir ruh hastalığı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tip — is., Fr. type 1) Aynı cinsten bütün varlıkların veya nesnelerin temel özelliklerini büyük ölçüde kendinde toplayan örnek Aynı yaşta, aynı tipte, aynı kuvvette iki güreşçi. B. Felek 2) Tür, çeşit 3) sf., mec. İlgi çekici, değişik (kimse) Ne tip… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • toptan — sf., tic. 1) Büyük ölçüde, çok miktarda yapılan (alışveriş), perakende karşıtı Mahalle halkının şehirden toptan aldıklarını taşıyan ... pazar kayıkları gider gelirdi. A. Ş. Hisar 2) Toplu bir biçimde olan, global …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • uyku — is. 1) Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu Rahat bir uyku uyumuştum. S. F. Abasıyanık 2) mec. Çevrede olup bitenin farkında… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cevap vermek — 1) karşılık olarak bildirmek veya söylemek Onun lakırtı söylemeye niyeti olmadığını göstererek kendisi cevap verdi. R. N. Güntekin 2) gereksinimi karşılamak Keban Barajı, Doğu Anadolu nun elektrik ve su sorununa büyük ölçüde cevap vermiştir. 3)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.